Şehir Ekranı TV’de yayın hayatına başlayan “Bir Gönül Hikayesi” programında, müzisyen Murat Necipoğlu Türk musikisinin sevilen eserlerinin ardındaki hikâyeleri izleyiciyle buluşuyor.
Esenler Belediyesi bünyesinde yayın yapan Şehir Ekranı TV, yeni programı “Bir Gönül Hikayesi” ile izleyicilere müzik ve hikâyeyi bir arada sunuyor. Muhammet Emre Yapraklı’nın sunumuyla izleyiciyle buluşan programın ilk konuğu müzisyen Murat Necipoğlu oldu. Programda Necipoğlu, Türk musikisindeki eserlerin her birinin ardında bir “gönül hikayesi” bulunduğunu vurgulayarak, “Ben Gamlı Hazan” şarkısı üzerinden imkânsız bir aşkın ve kaderin tekrarlayan yönünün nasıl besteye dönüştüğünü anlattı. Ayrıca eserin hicaz makamındaki duygusal derinliğine değinerek, müziğin insan ruhuyla kurduğu bağı öne çıkardı. Program, her bölümde seçilen bir eserin ortaya çıkış sürecini, duygusal arka planını ve müzikal özelliklerini ele alarak izleyicilere çok katmanlı bir anlatım sunmayı hedefliyor.
Programın ilk bölümünde, bestesi Melahat Pars, sözleri ise Sıtkı Angınbaş imzası taşıyan “Ben Gamlı Hazan” eseri ele alındı. Eserin hikâyesinin, gençlik yıllarında hocasına gönül veren bir öğrencinin duygularıyla başladığını ifade eden Murat Necipoğlu, yıllar sonra benzer bir durumun tersinden yaşanmasıyla bu hikâyenin daha da derinlik kazandığını söyledi. Necipoğlu ayrıca Türk musikisindeki eserlerin yalnızca birer beste olmadığını, her birinin arkasında güçlü bir duygu dünyası bulunduğunu vurguladı. Türkülerin, şarkıların ve ilahilerin tamamının bir hikâye taşıdığını belirten Necipoğlu, bu hikâyelerin çoğunlukla aşk etrafında şekillendiğini ifade etti.
Aşkın hem beşeri hem de ilahi boyutuna dikkat çeken Necipoğlu, insanın gönlünden doğan bu duyguların zamanla eserlere dönüştüğünü dile getirdi. Necipoğlu ayrıca “Ben Gamlı Hazan” örneğinde olduğu gibi, bazı eserlerin doğrudan yaşanmışlıkların izini taşıdığını ve bu yönüyle dinleyiciyle daha güçlü bir bağ kurduğunu söyledi. Programda eserin müzikal yapısına da değinildi. “Ben Gamlı Hazan”ın hicaz makamında bestelenmiş olması, eserin duygusal etkisini artıran önemli bir unsur olarak değerlendirildi. Necipoğlu, Hicaz makamının aşkı, zarafeti ve aynı zamanda içsel bir yakıcılığı temsil ettiğini belirterek Türk musikisindeki makamların insan ruhu üzerinde derin etkiler bıraktığını ifade etti.