
Geçtiğimiz günlerde bir hastanenin duvarında dikkatimi çeken bir cümle gördüm:
“Hastaya güler yüz, çalışana saygı.”
Kısa, sade ama üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir cümleydi. Cümleyi okuyunca biraz tebessüm ettim. Aslında herşey bu cümlede gizliydi.
Geçtiğimiz günlerde çocuklarım rahatsızlandı. Onları çocuk acil servisine götürdüm. Ancak ne yazık ki orada, mesleğini yapan fakat güler yüzünü ve neşesini kaybetmiş bir doktorla karşılaştık.
Elbette her doktorun zor bir günü olabilir. Her insanın olduğu gibi onların da yorgunlukları, sıkıntıları ve yoğunlukları vardır. Fakat söz konusu çocuklar olduğunda, bir doktorun tavrı çok daha büyük önem taşıyor.
Daha öncede karşılaşmış olduğumuz bahşetmiş olduğum doktor; asık suratlı, gergin ve mesafeli bir yaklaşım çocuklarımı da tedirgin etti. Muayene sırasında korktuklarını açıkça gördüm. Hastaneden çıktıktan sonra biz de kendi aramızda bu durumu değerlendirdik.
Bugün ise başka bir hastanede, başka bir bölümde kendim için doktora gittim. Karşılaştığım doktor sorunlarımı sakince dinledi. Gerekli tahlilleri istedi, sonuçları değerlendirdi ve tedavi süreciyle ilgili yapmam gerekenleri anlaşılır bir şekilde anlattı.
İşte o anda aklıma çocuk acilde yaşadığımız olay geldi.
İkisi de doktor…
İkisi de aynı zorlu eğitim süreçlerinden geçmiş…
İkisi de insanlara sağlık hizmeti vermek için bu mesleği seçmiş.
Fakat aradaki fark yalnızca tıp bilgisi değildi. İletişim, anlayış, sabır ve güler yüz de en az bilgi kadar önemliydi.
Özellikle çocuk doktorlarının, çocukların gözünde hastaneyi korkulacak bir yer olmaktan çıkaracak bir yaklaşım sergilemesi gerektiğine inanıyorum. Bir çocuğun doktora güvenmesi, bazen yazılan ilaçtan ya da yapılan tedaviden önce geliyor.
Belki de hastalar aslında çok fazla şey istemiyor.
Dinlenmek, anlaşılmak, önemsenmek ve doğru yönlendirilmek…
Bazen bir “Geçmiş olsun” sözü, sakin bir ses tonu ya da samimi bir tebessüm bile hastanın kendisini daha güvende hissetmesine yetiyor.
Hastanenin duvarında gördüğüm o cümleyi şimdi daha iyi anlıyorum:
“Hastaya güler yüz, çalışana saygı.”
Çünkü hastaya gösterilen güler yüz, yalnızca hastanın moralini yükseltmiyor; sağlık çalışanına duyulan saygıyı ve güveni de güçlendiriyor. Yani “Şifa Sadece İlaçla Gelmiyor”
Elbette sağlık çalışanlarımızın ne kadar yoğun ve zor şartlarda çalıştığını biliyoruz. Onların da saygıyı, anlayışı ve güzel sözleri hak ettiğini unutmamalıyız.
Ama aynı şekilde hastalar da insan olduklarının, korkuları ve endişeleri bulunduğunun özellikle çocuklarda ise bu durumun unutulmamasını istiyor.
Güler yüz bir tedavi değildir belki… Ama tedavinin en güzel başlangıçlarından biridir.
Dilerim hastanelerimizde doktorundan hemşiresine, çalışanından hastasına kadar herkesin birbirine daha fazla anlayış gösterdiği bir ortam oluşur.
Çünkü toplum olarak hepimiz bunu hak ediyoruz.
Hastaya güler yüz, çalışana saygı…
Belki de daha güzel bir sağlık ortamının anahtarı, tam olarak bu iki cümlede saklıdır.
Çok doğru söyledin çilemciğim. Kalemine sağlık.
Bu kadar önemli ve çoğu zaman gözden kaçan bir konuya değindiğiniz için teşekkür ederim. Bir hasta ya da hasta yakını için güler yüzün, anlayışın ve güzel bir sözün ne kadar kıymetli olduğunu çok güzel ifade etmişsiniz. Sağlık çalışanlarının emeğine ve zorlu şartlarına saygı duyarken, hastaların ve yakınlarının da insan olduğunu hatırlatan bu yazınızı çok değerli buldum. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Böyle konuların daha çok konuşulması dileğiyle…