
Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü…
Bugün kadınların emeğini, hayatla mücadelesini, başarısını, sevgisini, çaresizken bile gücünü, hayatın her alanındaki varlığını konuşmamız gereken bir gün. Ama ne yazık ki bugün 8 Mart’ta içimizde bir burukluk ve hüzün var. Çünkü yine kadınları konuşurken, onların başarılarını değil, kaybettiklerimizi hatırlıyoruz. Son bir haftada gelen kadın cinayetleri içimizi burkuyor.
Genç bir öğretmen… Fatma Nur Çelik.
Hayatı boyunca çocuklara ışık olmak isteyen bir eğitimci, anne, bir ailenin evladı. Okulda sınıfında, öğrencisine bilgi ve umut vermeye çalışırken, öğrencisinin şiddetiyle hayattan koparıldı. Oysa okul dediğimiz yer, güvenin ve geleceğin yuvası olmalıydı. Bir öğretmenin en güvende olması gereken yer sınıfı olmalıydı. O öğrencilerine bilgi verirken, öğrencisi onu hayattan koparmamalıydı.
Ama olmadı….
Hani bize bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olacaktık. Neden olmadık?
Bu acının ardından bir başka haber daha düştü gündeme.
Aynı gün ve yine aynı isim… Fatmanur Çelik. Bu kez bir anne. Küçük kızıyla birlikte sahilde denizde ölü bulundu. Bir annenin ve bir çocuğun cansız bedeni…
Yine bir anne bu kez Semiha Deniz. Okul çıkışında çocuğunu beklerken meğer bedenini hayattan koparan mermiyi bekliyormuş. Evladının gözleri önünde öldürüldü.
Bugün kadınları kutladığımız bir günde, aslında kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Kadınları gerçekten koruyabiliyor muyuz?
Bir öğretmen sınıfta güvende değilse…
Bir anne hayatın ortasında böylesine acı bir sonla anılıyorsa…
Kadınların emeğinden, gücünden, fedakârlığından söz etmek tek başına yeterli mi?
Kadınlar sadece bir gün hatırlanacak insanlar değildir.
Onlar hayatın kendisidir. Bir öğretmen olarak geleceği yetiştirir, bir anne olarak sevgiyi büyütür, bir kadın olarak topluma yön verir.
Ama bugün bu kadınları koruyamıyorsak, geleceğimizi nasıl koruyacağız?
8 Mart, sadece kutlama günü değil; Şiddeti konuşma, eksiklerimizi görme ve değişme günüdür.
Çünkü hiçbir öğretmen sınıfta öğrencilerinden korkmamalı.
Hiçbir anne hayata böyle veda etmemeli.
Hiçbir çocuk annesiyle birlikte bir haberin acı satırlarında anılmamalı.
Kadınlar gününü gerçekten anlamlı kılmanın yolu; kadınları hayatta, güvende tutmak ve onların saygıyla var olduğu bilmekten geçiyor.
Belki o zaman 8 Mart’ta kaybettiklerimizi değil, gerçekten kutlayacak şeylerimizi konuşabiliriz…