
Hayatta bazı anlar vardır ki, ne makamla, ne servetle, ne de elde edilen başka başarılarla kıyaslanabilir. O anlar, insanın yüreğine ömür boyu silinmeyecek izler bırakır. İşte bugün, benim için tam da böyle bir gün…
Bir baba olarak en büyük mutluluğum; evlatlarımın dürüst, çalışkan ve mesleklerine bağlı bireyler olarak yetiştiğini görmekti. Bugün ise bu emeğin, sabrın ve fedakârlığın en güzel karşılığını aldım.
İlk göz ağrım, sevgili kızım Cemile Çilem Canbey ve kıymetli damadım Ufuk Önder Çavuş, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen Sürekli Basın Kartı almaya hak kazandılar.
Gazetecilik, yalnızca haber yazmak ya da fotoğraf çekmek değildir. Gazetecilik; gerçeğin peşinden koşmak, millet adına kamuoyunu doğru bilgilendirmek, geceyi gündüze katmak ve gerektiğinde her türlü zorluğu göze almaktır. Bu meslek; cesaret, sabır ve büyük bir sorumluluk ister.
Yıllar boyunca ben de basın camiasının içinde oldum. Nice olaylara tanıklık ettim, nice haberlerin peşinden koştum. Bugün ise aynı meslek yolunda yürüyen evlatlarımın, emeklerinin karşılığı olan bu önemli belgeyi almaları, benim için anlatılması güç bir gurur vesilesidir.
Sürekli Basın Kartı, yalnızca bir kimlik kartı değildir. O kart; yılların emeğini, mesleğe duyulan saygıyı, güveni ve başarıyı temsil eder.
Rabbimden en büyük dileğim; kalemlerinin doğruluktan ayrılmaması, objektiflerinin daima hakikati göstermesi ve meslek hayatlarında nice başarılara imza atmalarıdır.
Bugün bir gazeteciden çok, gururlu bir baba olarak konuşuyorum.
Canım kızım Cemile Çilem Canbey ve kıymetli damadım Ufuk Önder Çavuş…
Sizlerle ne kadar gurur duysam azdır.
Yolunuz açık, başarılarınız daim olsun.
Kaleminiz güçlü, vicdanınız rehberiniz olsun…
FERHAT CANBEY