
KÖŞE YAZISI – FERHAT CANBEY
Türkiye’nin ekonomik gündeminde uzun süredir konuşulan ancak milyonlarca vatandaşın ve işletmenin hayatını doğrudan ilgilendiren önemli bir konu var: Vergi ve SGK borçları.
Ben bu konuda açıkça bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Vergi ve SGK borçları yeniden yapılandırılmalıdır.
Ancak yapılacak düzenleme, geçmişte olduğu gibi sadece borcun vadesini uzatan bir sistem olmamalıdır.
Çünkü vatandaşın asıl problemi çoğu zaman borcun kendisi değil, borcun üzerine yıllar içerisinde eklenen faiz, gecikme zammı ve diğer yüklerdir.
Bir vatandaş düşünün…
Ekonomik şartlar nedeniyle vergisini veya SGK primini zamanında ödeyememiş. Aradan yıllar geçmiş. Asıl borcun üzerine gecikme yükleri eklenmiş. Vatandaş bugün borcunu kapatmak için devlete gittiğinde karşısında ilk borcunun çok üzerinde bir rakam görüyor.
Sonra ne oluyor?
Borç ödenemiyor.
Ödenemeyen borç büyüyor.
Büyüyen borç vatandaşın ödeme gücünü daha da azaltıyor.
Ve ortaya içinden çıkılması zor bir borç sarmalı çıkıyor.
Peki bunun kime faydası var?
Vatandaş borcunu ödeyemiyor.
Esnaf ve işletme zorlanıyor.
Devlet ise tahsil edemediği alacağını yıllarca bekletiyor.
O halde sistemi yeniden düşünmenin zamanı gelmedi mi?
BENİM ÖNERİM ÇOK AÇIK
Eğer yeni bir vergi ve SGK yapılandırması yapılacaksa, öncelikle geçmiş dönemlerde oluşan faiz ve gecikme yüklerinin ciddi şekilde azaltılması veya belirli şartlarla silinmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yeni hesaplama mümkün olduğunca anapara üzerinden yapılmalı.
Vatandaşın gerçek borcu ortaya çıkarılmalı.
Sonrasında ödeme gücüne göre uzun vadeli ve makul taksitlendirme yapılmalı.
Çünkü vatandaşın önüne 100 liralık borç için 300 liralık, 500 liralık bir rakam koyarsanız, o vatandaşın ödeme gücünü artırmış olmazsınız.
Tam tersine, ödeme ihtimalini azaltırsınız.
DEVLET ALACAĞINI TAHSİL ETMEK İSTİYORSA…
Burada mesele devlet ile vatandaş arasında bir karşı karşıya gelme meselesi değildir.
Tam tersine, devlet de kazanmalı, vatandaş da kazanmalı.
Devletin vergi ve SGK alacağını tahsil etmesi gerekir.
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak tahsil edilebilir bir borç sistemi oluşturmak da devletin görevidir.
Vatandaşın ekonomik olarak ayakta kalmasını sağlamak, işletmelerin kapanmasını önlemek ve insanlara yeniden ödeme gücü kazandırmak uzun vadede devletin de yararınadır.
Çünkü kapanan bir işletmeden vergi alamazsınız.
İşini kaybeden bir esnaftan SGK primi alamazsınız.
Ekonomik faaliyeti duran bir vatandaştan düzenli ödeme bekleyemezsiniz.
ESNAF NE DİYOR?
Sahada vatandaşla, esnafla, işletme sahipleriyle konuştuğumuzda ortak bir beklenti görüyoruz:
“Borcumuzu ödemek istiyoruz ama ödeyebileceğimiz bir rakam ve süre istiyoruz.”
Bence asıl mesele tam da burada.
Vatandaş devletten borcunun tamamen silinmesini istemeyebilir.
Çoğu insanın istediği şey, ödeyebileceği gerçekçi bir düzenleme.
Anapara üzerinden yeni bir hesaplama…
Geçmiş faiz yüklerinin makul şekilde tasfiye edilmesi…
Uzun vadeli taksit…
Ödeme gücüne göre düzenlenmiş bir sistem…
Bence çözümün temel taşları bunlar olmalı.
YAPILANDIRMA CEZA DEĞİL, YENİDEN BAŞLAMA FIRSATI OLMALI
Yapılandırma kelimesinin anlamı zaten borcu yeniden düzenlemektir.
O halde yapılandırmayı sadece “borcu taksitlendirmek” olarak görmemek gerekir.
Yapılandırma, vatandaşın yeniden ekonomik hayata kazandırılmasıdır.
Esnafın kepenk kapatmasını önlemektir.
Küçük işletmenin çalışanlarını işten çıkarmasının önüne geçmektir.
Vatandaşın devletle olan mali yükümlülüğünü yeniden düzenli şekilde yerine getirebilmesini sağlamaktır.
BİR ÇAĞRIM VAR
Buradan ekonomi yönetimine, ilgili kurumlara ve karar vericilere açık bir çağrıda bulunuyorum:
VERGİ VE SGK BORÇLARI İÇİN YENİ BİR YAPILANDIRMA MASASI KURULMALI.
Bu masa sadece rakamları değil, sahadaki vatandaşın gerçek durumunu da dikkate almalı.
Geçmişten gelen faiz ve gecikme yükleri yeniden değerlendirilmeli.
ANA BORÇ ESAS ALINMALI.
Vatandaşın ödeme gücüne uygun uzun vadeli seçenekler hazırlanmalı.
Ödeme yapan vatandaş desteklenmeli.
Ve en önemlisi, bu düzenleme gerçekten uygulanabilir olmalı.
Çünkü kâğıt üzerinde çok güzel görünen ama vatandaşın ödeyemeyeceği bir taksitlendirme, gerçek anlamda yapılandırma değildir.
SON SÖZ
Ben inanıyorum ki vatandaş borcunu ödemek istemiyor değil.
Vatandaş, ödeyebileceği bir borç istiyor.
Devlet de alacağını tahsil etmek istiyor.
O halde iki tarafın da kazanacağı bir sistem kurulabilir.
Geçmişte biriken ağır faiz yükleri azaltılır, hesaplama anapara üzerinden yapılır, vatandaşın ödeme gücüne göre uzun vadeli ve makul bir plan hazırlanırsa bundan sadece borçlu vatandaş değil, devlet ve Türkiye ekonomisi de kazanacaktır.
Artık meseleye sadece “borçlu ne kadar ödeyecek?” diye bakmayalım.
Bir de şu soruyu soralım:
“Vatandaşın borcunu gerçekten ödeyebilmesi için ne yapmalıyız?”
Bence çözüm burada.
FAİZ YÜKÜ AZALTILMADAN, SADECE VADE UZATILARAK YAPILANDIRMA OLMAZ.
Vatandaşa nefes aldıracak, devlete tahsilat sağlayacak, esnafı ve işletmeyi ayakta tutacak adil, gerçekçi ve sürdürülebilir bir yapılandırma artık kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.
FERHAT CANBEY
Gazeteci – Köşe Yazarı