Esenler Belediyesi tarafından bu yıl 6’ncısı düzenlenen Esenler Öykü Günleri, 15-17 Mayıs tarihleri arasında edebiyatseverleri bir araya getirdi. “Memleket Öyküleri” temasıyla düzenlenen etkinlikte, memleket kültürü, aidiyet duygusu ve insan hikâyeleri düzenlenen oturumlarla ele alındı.
Esenler Belediyesi’nin bu yıl 6. kez düzenlediği Esenler Öykü Günleri, edebiyatsevere bu yıl da unutulmaz bir deneyim yaşattı. Modern öykücülüğün önemli isimlerinden Necip Tosun’un onur konuğu olduğu program, üç gün boyunca yedi ayrı oturumda yapıldı. Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlenen etkinlik kapsamında “Türk Öyküsünde Memleket Tasviri”, “Uyarlama Filmler Üzerinden Memleketi Okumak”, “Memleket Hikâyeleri”, “Hikâyesiz Öyküler”, “Anlatının Dönüşümü”, “Necip Tosun Hikâyeciliği” ve “Necip Tosun Kuramcılığı” başlıklı oturumlar gerçekleştirildi.
Programa; Selma Maşlak, Veysel Altuntaş, Selma Aksoy Türköz, Hatice Bildirici, Yusuf Ziya Gökçek, Murat Saraçoğlu, Erkan Şimşek, Mukadder Gemici, Ebru Burcu Yılmaz, Ahmet Melih Karauğuz, Sebahat Meraki, Bülent Ayyıldız, Güray Süngü, Aykut Ertuğrul ve Mustafa Aplay gibi birçok yazar ve akademisyen konuşmacı olarak katıldı.
Etkinliğin ilk gününde düzenlenen “Türk Öyküsünde Memleket Tasviri” ve “Uyarlama Filmler Üzerinden Memleketi Okumak” başlıklı oturumlarda, öyküde mekânın anlatıya dönüşümü, aidiyet duygusu ve çeviri metinlerde “memleket izi” gibi temalar üzerinde duruldu. Günün devamında gerçekleştirilen “Memleket Hikâyeleri” oturumunda ise Türk öykücülüğünde yer ve kimlik ilişkisi tartışıldı. Programın ikinci gününde “Hikâyesiz Öyküler” ve “Anlatının Dönüşümü” başlıklı oturumlar yapıldı. Bu oturumlarda modern öyküde biçim ve içerik dönüşümü, geleneksel anlatıdan çağdaş tekniklere geçiş ve yazarların bu değişimlere yaklaşımı ele alındı. Modern sanatın edebiyata etkisi ve yeni anlatı eğilimleri de akademik ve edebî perspektiflerle değerlendirildi.
Üçüncü gün gerçekleştirilen “Necip Tosun Hikâyeciliği” ve “Necip Tosun Kuramcılığı” oturumlarında ise yazarın öykücülüğü ve kuramsal yaklaşımı kapsamlı biçimde ele alındı. Aynı gün düzenlenen “Memleket Hikâyeleri” oturumunda ise Türk öykücülüğünün önemli isimleri değerlendirildi. Sait Faik Abasıyanık’ın İstanbul merkezli anlatımı ve sıradan insanların gündelik yaşamına odaklanan dili öne çıkarılırken, Tarık Buğra’nın öykücülüğü farklı yönleriyle ele alındı. Refik Halit Karay’ın öykücülüğü ise dönemsel özellikleri ve anlatı gücü açısından değerlendirildi.
Üç gün süren etkinlik boyunca, farklı kuşaklardan yazar ve akademisyenlerin katılımıyla “memleket” teması etrafında Türk öykücülüğünün geçmişten günümüze uzanan serüveni çok yönlü biçimde tartışıldı.