İstanbul… Her köşesinde ayrı bir hikâyenin yaşandığı, milyonlarca insanın umutlarını ve hayallerini taşıyan büyük şehir. Ancak kısa süreli bir yağış, bu kez İstanbul’da hayatı zorlaştırdı. Sokaklar suyla doldu, yollar geçilemez hâle geldi, araçlar sel sularının arasında kaldı. Birçok vatandaşımız zor anlar yaşarken bazıları da kurtarılmayı bekledi.
Yağmurun ardından ortaya çıkan manzaralar hepimizi derinden üzdü. Su birikintilerinde mahsur kalan vatandaşlar, araçlarında ilerlemeye çalışan sürücüler ve yardım bekleyen insanlar… Çevredeki vatandaşlar, sel sularında sürüklenen kadınlara yardım etmek için seferber oldu. AFAD, Polis Arama Kurtarma (PAK), Deniz Liman Şube Müdürlüğü ve su altı kurtarma ekipleri de zor durumda kalan vatandaşlara ulaşmak için yoğun çaba gösterdi.
Ne yazık ki her kurtuluş hikâyesinin yanında yüreğimizi acıtan kayıplar da yaşandı.
Henüz 14 yaşında bir çocuğumuzun elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesi, hepimizi derin bir üzüntüye boğdu. Sel sularına kapılan dört vatandaşımızın cansız bedenlerine ulaşılması ise yaşanan felaketin acı boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Her biri bir ailenin evladı, bir annenin göz bebeği, bir babanın umuduydu. Şimdi geride kalan ailelerin yaşadığı acıyı kelimelerle anlatmak kolay değil. Onlara sabır ve başsağlığı diliyorum.
Peki, İstanbul gibi büyük bir şehirde bu tür yağışlara karşı neler yapılabilir?
Elbette doğanın gücünü bütünüyle kontrol etmek mümkün değil. İklim değişikliğiyle birlikte ani ve yoğun yağışlar, dünyanın birçok kentinde ciddi sorunlara yol açıyor. Ancak şehirlerin bu tür durumlara karşı daha hazırlıklı olması, yaşanabilecek olumsuzlukların azaltılması açısından büyük önem taşıyor.
Yağmur suyu kanallarının düzenli bakımı, altyapının güçlendirilmesi, su baskını riski bulunan bölgelerde gerekli önlemlerin alınması ve vatandaşların zamanında bilgilendirilmesi bu noktada öne çıkıyor. Özellikle alt geçitler, dere yataklarına yakın alanlar ve su baskını yaşanabilecek yolların dikkatle takip edilmesi, can güvenliği açısından hayati önem taşıyor.
Yaşananları yalnızca bir felaketin ardından konuşup geride bırakmak yerine, geleceğe yönelik dersler çıkarmalıyız. İlgili kurumların, uzmanların ve yerel yönetimlerin birlikte hareket ederek mevcut önlemleri gözden geçirmesi, İstanbul’un benzer durumlara karşı dayanıklılığını artıracaktır.
Bu süreçte canla başla çalışan AFAD ekiplerine, Polis Arama Kurtarma (PAK) ekiplerine , Deniz Liman Şube Müdürlüğü’ne ve su altı kurtarma ekipleri su altı kurtarma personeline, Jandarmaya, Polis ekiplerine ve tehlikeyi göze alarak çevresindekilere yardım eden vatandaşlarımıza da teşekkür etmek gerekiyor. Zor anlarda uzanan bir elin, gösterilen bir dayanışmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gördük.
İstanbul, geçmişten bugüne pek çok zorluğun üstesinden gelmiş bir şehir. Bugün de yaşananlardan çıkarılacak derslerle daha güvenli, daha hazırlıklı ve daha dirençli bir şehir hâline gelebilir.
Bunun için hepimize görev düşüyor. Kurumların sorumluluklarını yerine getirmesi, uzmanların önerilerinin dikkate alınması ve vatandaşların uyarılara duyarlı olması büyük önem taşıyor.
Çünkü mesele yalnızca yolların yeniden açılması, araçların kurtarılması ya da suların çekilmesi değil. Asıl mesele, insan hayatını korumak ve aynı acıların yeniden yaşanmaması için gereken adımları atmak.
Yağmur elbet diner, sokaklar yeniden kurur, şehir günlük yaşamına döner. Ancak yaşanan kayıpların acısı kolay kolay dinmez.
Dileğimiz, yağmurların bereket getirdiği, can kayıplarının yaşanmadığı ve herkesin güvenle yaşayabildiği bir dünyadır.
Kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Umarım yaşanan bu acı olaylar, daha güvenli şehirler ve daha huzurlu bir yaşam için hepimize önemli bir hatırlatma olur.
Cemile Çilem CANBEY (ÇAVUŞ)

















YORUMLAR