
“Adanalı Cemil Baba Örneği Üzerinden Toplumsal Algı, Medya ve İstismar Gerçekliği”
Yazımıza başlamadan önce iyi niyetimi açıklamayı bir borç biliyorum. Neden? Çünkü bu yazıyı yazan ben, çocukluk ve gençlik yıllarında ileri derecede konuşma bozukluğu (kekemelik) yaşayan, her yaştan insanın alay etmesine maruz kalan birisi olarak, ben Gökmen Can’ın asla “iyi niyet” ten başka bir şey taşımadığını söylemek zorundayım. Meselem asla ve asla art niyet, psikolojik zorbalık ya da ötekileştirmek, insanlarla alay etmek değil, toplumun genelinin “alay etme” den tutun da başka itham ve fikir yürütmelere karşı bilimsel ve etik bakımından farkındalık oluşturmaktır.

Herkesin bildiği gibi toplumun/toplumların “engellilik” olgusuna karşı bakışı, sadece kişinin yaşam kalitesini değil, bununla birlikte o kimsenin toplum içindeki yerini, itibarını, saygınlığını ve potansiyel olarak maruz kalacağı istismarın sınırlarını da belirler. Gördüğüm ilk günden beri üzerine çok düşündüğüm ve kafa yorup empatik yaklaşarak yaptığım bu çalışma, konuşma engelli bir kişi olan ve “Adanalı Cemil Baba” olarak bilinen kişinin şarkıcılık kimliğiyle öne çıkarılmasını psiko-sosyal açıdan incelemeyi amaçlamaktadır. Toplumun, medyanın ve sanat (!) endüstrisinin bu duruma nasıl yaklaştığı, özne olan kişinin bu süreçten nasıl etkilendiği ve daha geniş bir çerçevede bu durumun hangi sosyolojik gerçekliklere işaret ettiğini gözler önüne sermektir.
Engellilik Durumunun Toplumsal Algıdaki Yeri
Engellilik, insanda vuku bulan sadece fiziksel bir durum olmayıp, aynı zamanda sosyal bir gerçekliğin vücut bulmasının bir gerçekliğidir. Herhangi bir kişinin engelli olarak adlandırılması/etiketlenmesi, onun sadece bedensel veya zihinsel farklarıyla değil, toplumun bu farklılıklara yüklediği anlamlarla da ilgilidir. Özellikle konuşma engeli gibi iletişime doğrudan etki eden bir engel, kişinin toplumdaki görünürlüğünü ve kabulünü doğrudan etkiler. Kimilerinde başarıya doğru zirveye doğru yürümek olurken kimilerinde de yok oluşun inen birer balyoz hamleleridir.
Toplumun kahir ekserisi, engelli kişileri ya acıma duygusu ile ya da eğlence nesnesi olarak görme eğilimindedir. Bu ikili yaklaşım, kişiye yönelik samimi bir kabullenişin önünde büyük bir engel oluşturur. “Cemil Baba” gibi kardeşlerimizin sahneye çıkartılıp şarkı ve kliplerinin yapılması, çeşitli sosyal medya kanallarında kahkahalarla izlenen şov programları alet edilerek, insanları güldüren kimselerin absürt cümle ve ifadeleriyle sahneye çıkarılması bu bağlamda bir “topluma katılım” gibi görünse de altında çok daha karmaşık, bazen de istismara açık bir motivasyon duygu durumu olabilmektedir.
Medya, Popüler Kültür ve İstismar Dinamiği
Modern (!) medya, özellikle de adeta “çukur” haline gelmiş sosyal medya, “farklı olanı” hızla tüketilebilir/harcanabilir/alay etme mezesi bir unsura dönüştürme potansiyeline sahiptir. Medyada görünürlük kazanmak, çoğu zaman kişinin kontrolü dışında gerçekleşen bir dönüşüm sürecine girer. “Cemil Baba’nın” videoları, konuşma bozukluğunun melodik yapısı üzerinden mizah malzemesi yapılmakta; bu da “Cemil Baba’nın” kimliğinden ziyade, “anormal ses” ve “farklı görünüm” gibi ögelerin ön plana çıkarıldığı bir performansa dönüştürülmektedir. Tabii gerisini “empatiklikten yoksun bir toplum” itinayla (!) yerine getirmeye başlıyor.
Burada mesele, kişinin müzik yeteneğini ortaya koyması değil; o yetenekle alay edilme ihtimalinin dahi ticari veya “çukur sosyal medya etkileşimi” için göze alınmasıdır. Böyle bir durumda kişinin izzeti, onuru, rızası ve psikolojik bütünlüğü ikinci plana itilmiş olur.
Psikolojik Boyut: Kişinin Kendi Algıları ve Maruz Kaldığı Etkiler
Engelli bireylerin önemli bir kısmı, toplumda yer edinebilmek için onaylanma ihtiyacını yoğun bir şekilde hisseder. “Cemil Baba” örneğinde olduğu gibi, kişinin müzik yapmaya çalışması ve bir albüm ya da video yoluyla görünür olması, bu onay arayışının bir uzantısı olabilir. Ancak bu süreçte kişi, farkında olmadan kendi imajının alay konusu haline geldiği bir sahneye çıkarılıyor olabilir.
Sürekli olarak alaycı yorumlara, mimiklere veya taklitlere maruz kalmak, kişinin benlik algısını zedeleyebilir, özsaygısını düşürebilir ve depresif bozukluklara kapı aralayabilir. Üstelik birey bu süreci “beğenilme” veya “ün kazanma” olarak algıladığı sürece, dış etkilerin yıkıcı yönünü fark etmekte zorlanabilir.
Toplumsal Dönüşüm ve Duyarsızlaşma
Toplumun geniş bir kesimi, böyle örnekler karşısında farkındalık geliştirmek yerine, duygusal mesafesizlik ve eğlence odaklı bakış açısıyla hareket etmektedir. “Cemil Baba” gibi figürlerin birer “fenomen” haline getirilmesi, eğlenilecek bir karaktere indirgenmeleri; aslında kolektif bir duyarsızlaşmanın ve merhamet yitimine uğramış bir değer dünyasının göstergesidir.
İzleyici kitlelerinin bu tür figürleri “taklit etmesi”, “parodi” üretmesi, hatta bu kişileri sahneye çıkaranların onları “meşhur etmek” bahanesiyle “çukur sosyal medya pazarında” sunmaları; tüm bu sürecin nasıl bir sosyal yaraya dönüştüğünün açık örneğidir.
Aile, Çevre ve Koruyucu Rollerin İhmali
Kişinin yakın çevresi, özellikle ailesi ve arkadaşları, bu tür girişimlerde bir koruma kalkanı oluşturmalıdır. Ancak bazı durumlarda, ekonomik veya sosyal kazanç beklentisiyle bu koruyucu rol ihmal edilmekte; kişi adeta bir “performans objesine” dönüştürülmektedir. Bu durum, sadece etik dışı değil, aynı zamanda insan hakları açısından da sakıncalı bir zemin oluşturur.
Peki, Önerilerimiz ve Çözüm Yollarımız
Eğitim Şart: Toplumda engellilik bilincini ve saygı temelli yaklaşımı artıracak kamu spotları, ders içerikleri ve projeler yaygınlaştırılmalıdır. Ayrıca devlet eli ya da protokollerle iş birliği içinde olduğu sivil toplum kuruluşları eliyle ailelere de eğitimler verilmelidir. Ailelerin hepsinin içinde engellilerin olması şart değil, toplumda yaşamanın kurallarını özümseme noktasında bu çok önemli bir hamle olacaktır.
Etik Sosyal Medya/Medya Denetimi Elzem: Özellikle “çukur sosyal medyada” engelli bireylerin sunumu için etik kurallar belirlenmeli, alay ve taklit içeren içeriklere karşı yaptırım uygulanmalıdır. Muhakkak surette cezayı yaptırımı olmalıdır.
Psikolojik Destek Muhakkak: Medyada görünür hale gelen engelli kişilerin süreç boyunca psikolojik danışmanlık alması zorunlu hale getirilmelidir. Gönül ister ki o kardeşlerimiz/vatandaşlarımız keyiflere istismar edilmesin ama olası durumlarda da “Cemil Baba” gibi kardeşlerimiz muhakkak psikolojik destek almalıdır.
Aile, Aile Olacak ve Toplumdan Destek Hamleleri Sergilenmelidir: Ailelere, çocuklarının ve kişilerin medya karşısındaki haklarını ve psikolojik sınırlarını koruyacak şekilde eğitim verilmelidir. Toplumu oluşturan kişi ve aileler bu minval üzerine yol alırlarsa yaralar daha hızlı kapanır halde olacaktır.
Nihayetinde sevgili dostlar, “Adanalı Cemil Baba” gibi örnekler, toplumsal vicdanın, çukur sosyal medyanın ve kişisel ahlaki anlayışın sınandığı vakalardır. Engelli vatandaşlarımızın hayata katılımı elbette desteklenmelidir; ancak bu katılımın zemini alay, istismar ve rıza dışı medya sunumları üzerinden olmamalıdır. Toplumun, farklılıkları vebal taşıyan birer emanet olarak görmesi ve her kişinin onurunu koruyacak bir bilinçle hareket etmesi, medeni bir toplumun temel ölçütlerindendir. Bu bağlamda, mesele sadece bir kişinin müzik yapıp yapamayacağı değil, o kişinin toplum içinde hangi değerle anıldığı ve nasıl bir muameleye maruz kaldığıdır.
Kalın sağlıcakla…
Gökmen CAN / Eğitimci Sosyolog