Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
otelkilidi.jpg
labella lens
Dr. Meryem ÇILDIR
Dr. Meryem ÇILDIR

TOPLANTIDAN TOPLANTIYA KOŞARKEN SAĞLIĞIMIZ NEREDE KALDI?

TOPLANTIDAN TOPLANTIYA KOŞARKEN SAĞLIĞIMIZ NEREDE KALDI?

Takvimler dolu, ekranlar açık, telefonlar sessizde…

Günümüz, çoğu zaman bir toplantının bitip diğerinin başlamasıyla geçiyor. Fiziksel olarak bir sandalyede oturuyoruz belki ama zihnen sürekli bir koşu hâlindeyiz.

İşte tam da bu yüzden, toplantı yoğunluğu arttıkça sağlığımız sessizce arka plana itiliyor.

İlk ve en görünmez sorun: Hareketsizlik.

Saatlerce oturmak yalnızca bel ve boyun ağrılarına yol açmıyor; kan dolaşımını yavaşlatıyor, enerji seviyemizi düşürüyor ve uzun vadede kalp-damar sağlığını bile etkiliyor. Oysa çözüm zor değil. Toplantılar arasında iki dakikalık ayağa kalkmalar, omuz çevirme hareketleri, hatta kamerayı kapatıp ya da uygun bir yere geçip kısa bir esneme bile vücuda “ben buradayım” deme fırsatı veriyor.

Bir diğer sessiz ihmal alanı: Su içmek.

Toplantı akışı içinde çoğumuz kahveyle idare ediyoruz. Üçüncü fincandan sonra hâlâ yorgun hissetmemizin sebebi kafein eksikliği değil, susuzluk.

Masanın üzerinde duran bir bardak su, aslında günün en önemli iş arkadaşlarından biri.

Hatırlatıcı kurmaya gerek yok; her toplantı bitiminde birkaç yudum yeterli bir başlangıç.

Toplantı yoğunluğu aynı zamanda nefesimizin süresini de kısaltıyor.

Fark etmeden yüzeysel nefes alıyor, bedeni sürekli “acil durum” modunda tutuyoruz.

Oysa toplantı başlarken üç derin nefes almak, kalp atışını yavaşlatır, dikkati toplar ve stresi düşürür. Bu küçük ritüel, toplantının verimini de şaşırtıcı biçimde artırır.

Beslenme konusu da ayrı bir başlık.

Arka arkaya toplantılar, öğün atlamayı neredeyse normalleştirdi. “Sonra yerim” dediğimiz o “sonra” çoğu zaman gelmiyor. Düzensiz beslenme kan şekerini dalgalandırıyor; bu da sinirlilik, odak kaybı ve ani yorgunluk olarak geri dönüyor. Mucize tarifler gerekmez: Bir avuç kuruyemiş, bir meyve, küçük ama dengeli bir ara öğün bile günü kurtarabilir.

Belki de en önemlisi: Zihinsel sınırlar.

Her toplantıya aynı anda hem katılıp hem de e-posta/sms yanıtlamaya çalışmak, beynimizi sürekli bölüyor. Bu da gün sonunda “hiçbir şey yapmamış gibi ama çok yorulmuş” hissetmemize neden oluyor.

Toplantılarda gerçekten orada olmak, toplantı haricindeki işleyişe ise “hayır” demeyi öğrenmek, bir lüks değil; zihinsel sağlık ihtiyacı.

Toplantılar elbette işin bir parçası. Ama günün tamamı toplantıysa, ortada sürdürülebilir bir düzen yok demektir.

Ya da eğer bir Holding çalışanı değilseniz, mesai saatlerinizin dışında düzenlenen, masum görünümlü ama ayda iki defayı rahatlıkla ihlal eden “bir araya gelmeler” toplantı falan değildir, kimse kusura bakmasın.

Sağlık, ancak boş zamanlarda hatırlanacak bir şey değil; tam tersine en yoğun anlarda korunması gereken bir temel. Çünkü iyi hissetmeyen bir bedenin, verimli bir toplantıda söyleyecek sözü de pek olmuyor.

Belki de bir sonraki toplantıya girmeden önce kendimize şu soruyu sormalıyız: “Ajandam dolu, peki ben nasılım?”

Yarın bir toplantım daha var. Sondan bir önceki, şimdilik…

Tekrar görüşünceye dek, hoşçakalın.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

   Kurumsal SEO Ajansı    Snus İstanbul    Labella Lens    fiskos sehpa    Kokteyl Masası Kiralama    youtube izlenme satın al    takipçi satın al    forma yaptırma    kamagra jel    istanbul evden eve nakliyat    KaradagdaSirket.com    Akay Yangın       www.dmsauto.com.tr    takipçi satın al    Guide of Dubai    Buy Followers    Çiçek Yolla    Bayz Tasarım    yabancı dizi izle    takipçi satın al    Snus Satın Al    Ankara Avukat    Uzun Dönemli Araç Kiralama    Balıkesir Web Tasarım    ÇTSO Seçim